5 Mayıs 2010 Çarşamba

CHP AKP Söz Düellosu (Ey Türk faşisti)

CHP AKP SÖZ DÜELLOSU(Ey Türk faşisti)


Haber gündemlerinin birinci başlığı: “ Aziz Nesin’in 05 Şubat 1948 tarihli yazısı. Başbakanını CHP’ye atfen okuduğu bu yazı siyasi gündemi de meşgul etmekte.
Bu yazının sansürsüz olanı aşağıdaki gibidir.

“Ey Türk faşisti, birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir.

Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanıbaşında bulacaksın.

Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilir. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir Ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zaptedilmiş matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere Amerika’dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenilebilir.

Ey faşist yumurcakları! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta, Halk Partisi”nin ambarlarında mevcuttur."

Ben aklım yetti yeteli büyüklerimiz, seçmen olalıda ben CHP’ye oy verdim. Eskiden farklıydı gerekçem; şimdi farklı… Şimdi, CHP’yi çağdaş Sosyal Demokrat değerleri temsil eden bir parti görmememe rağmen, küçük partiler barajı geçemeyecek, sağa vermektense buna verelim şeklindedir.

CHP bu gün zaten çağdaş demokrasiyi, dünyanın en ileri hukuk devleti normlarını ve gerçek laikliği savunan bir parti değilken; CHP’nin tek parti dönemindeki uygulamalarını ise bu günkü değerler açışından açıklamak ve savunmak mümkün değildir. Onlarda bunu bildiğinden topu taca atıp, açıktan Atatürk’e bir şey diyemiyorsunuz da, CHP ismini kullanıyorsunuz argumanını kullanıyorlar.

Köyümüzden Almanya’ya giden birinci kuşağa sorun, muhtarlık seçimlerini. Halk sandık görüyor muymuş? Köyün ileri gelenleri seçim döneminde bir araya gelir bir odada görüşür anlaşır, şunu muhtar, bunu bunu da aza yaptık diye dışarıya çıkar açıklama yaparlarmış. Seçimde bundan ibaretmiş. Sandıklarda ona göre doldurulurmuş.

Mebus seçimleri nasıl olurmuş, kimin mebus olacağına kim karar verirmiş yıllarca? İlk dönemlerde Atatürk ve Cumhuriyet Halk Fıkrası(Partisi)nın ileri gelenleri, bir araya gelip, konuşup kararlaştırırlarmış. Bundan sonra, bunu tebliğ ve ifa etmek kalıyor.

Mesela, Malatya’dan 4 mebus isteniyor. Özelikleri Ankara'dan, CHP'nin ileri gelenlerince belirtiliyor. Yörenin sayılı insanlarından, özellikle okumuş eşraftan dört mebus seçin gönderin, şeklinde bir pusula gönderiliyor iller... CHP’nin İl başkanlarından Vali, İlçe Başkanlarından Kaymakam atamalar falan. Bunların yaşadığını, ülkemizdeki iki karşıt siyasi eğilimin temsilcisi olan Mehmet Barlas ile Emre Kongar dahi NTV’de dile getirip bunların tarihsel vaka olduğunu teyit ettiler.

Okur yazar oranı düşük, 1930’larda dahi Lise öğrenci sayısının 3500’ler de olduğu bir dönem… Devrim yeni yapılmış, bazı kararların tepeden inme olmasının belkide normal karşılanması gereken bir konjoktür. Atatürk’ün araştırılmasını istemesi üzerine, Atatürk’e “batıda bize otoriter bir yönetim” olarak bakıyorlar cevabı verilir. Atatürk’te bunun üzerine emir verir, bir parti kurulur; bu partinin adı: Serbest Cumhuriyet Fıkra’sıdır. Fakat yine Atatürk’ün izni ve önerisi üzerine 12 Ağustos 1930’da kurulan bu parti, 17 Ekim 1930’da yine Ataürk'ün emri ile tekrar kapatılır. Günümüzdeki sağ ile solun ana omurgasını oluşturan siyasi eğilimlerin ana omurgası o günkü Cumhuriyet Halk Fıkrası ile Cumhuriyet Serbest Fıkrası’dır.

İstiklal Mahkemelerinin, Takrir-i Sükûn kanununun olduğu dönemler, bu dönem.  İstiklal Mahkemelerinin kararlarına dair bir örnek için tarihçi Mete Tuncay’ın Neşe Düzel verdiği mülakattan şu alıntı yeter:

“Halk, İstiklal Mahkemeleri hakkında neler düşünüyordu?
Herhalde halk dehşet duyuyordu.

İstiklal Mahkemeleri hakkında fikirlerini söyleyebiliyorlar mıydı?

Hayır söyleyemiyorlardı. İstiklal Mahkemelerinin, İskilipli Atıf Hoca örneğinde olduğu gibi ‘zulüm’ denebilecek icraatları var. Hoca, Frenk Taklitçiliği ve Şapka isimli bir kitap yazıyor ve bir sene sonra şapka devrimi yapılıyor. Adamı bir sene önceki kitabından ötürü asıyorlar. Mesela... Bir adamın iki çocuğu asker kaçaklığından yargılanıyor. İstiklal Mahkemesi, adama, “Oğullarından birini idam edeceğiz, birini de askere göndereceğiz. Hangisini asalım, seç” diyor.

Hangi evladın idam edileceği kararını babaya mı verdiriyorlar?

Evet. Adamın bayıldığı anlatılıyor.”

Reel politikanı gereği olarak görülmüş ve yapılmış, dün için olduğu kadar bu gün içinde savunulması imkânsız o kadar çok şey var ki, tek parti döneminde anlatmakla bitmez.

Ama biz Atatürk’ün, “ bu memleketi saltanatın getirilmesini dahi savunan partilerin olduğu bir demokratik ülke haline getirmeliyiz,” diyen ideallere dönük olan yönünü ön plana getirip, bunları işlemeliyiz. Muasır Medeniyeti temsil eden değerleri, düşünceyi, duyguyu, inancı, üretimi, sanatı, bilimi, ekonomiyi… dillendirmeli, savunmalı ve yaşayıp, yaşama geçirmeye çalışmalıyız...

Bu günkü CHP benim değerlerimi temsil etmiyor, neredeyse AKP’in gerisinde bir çizgiyi temsil ediyor. Çağdaş değerlerin her savunusunu, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı olarak nitelemek; ucuz Atatürkçülük, Cumhuriyetçilik ve Sosyal Demokratlıktır. Kopenhang’dan, Mastrik’ten AİHM’den BM ve AB müfredatından, Temel İnsan Hak ve Hürriyetlerini içeren uluslara arası bildiri ve sözleşmelerinden bahsetmeden, bunları referans almadan ne Atatürkçü ne Cumhuriyetçi nede Sosyal demokrat olunur…

Bunlardır Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyeti, bu ülkenin insanını ve dilden düşürülemeyen bayrağı daha da yüceltecek, göklere çekecek kavramlar.

Olur olmaz yerde Atatürk’ün arkasına sığınmak ve hele de "Ergenekon avukatlığı" ile hiç olmaz bu...

a.s.

0 yorum:

Yorum Gönder